EĞİTİM

ÜNİVERSİTEYE YENİ BAŞLAYACAKLAR İÇİN 10 ÖNEMLİ TAVSİYE

2017 LYS tercih sonuçları açıklandı. Artık üniversiteli oldunuz! Belki istediğiniz bir bölüme girdiniz belki de puanınızın tuttuğu okula yerleştiniz... Ne olursa olsun artık sizi yepyeni bir hayat bekliyor.  Yeni okul, belki yeni bir şehir, yeni arkadaşlar, yeni bir ortam, Daha özgür bir hayat umudu! Birçok öğrencinin bu yeni hayatla ilgili pek çok beklentisi var. Kampus çimenlerine uzanıp kızlı erkekli sohbetler, büyük amfilerde yüzlerce kişiyle ders dinlemek, üniversite festivallerine katılmak... 

Daha önce duydunuz mu bilmiyoruz ama şu lafı duyacaksınız;

Üniversite size her şeyi vermez, siz kendinizi geliştireceksiniz. 

Aslında pek inkar edilebilecek bir cümle değil bu, evet. Üniversite belki de size çok az şey verecek ve siz sadece bununla kalırsanız şayet, yarın mezun olduğunuzda ne yapacam ben şimdi? duvarına sert bir şekilde toslarsınız. Mezun duruma gelmiş ama henüz bölümünü dahi çok iyi tanımayan, ne yapacağını bilemeyen kişiler var.

Hayata sıçrama noktalarından bir tanesi olan üniversite ayağında, bu süreyi nasıl en iyi ve en faydalı şekilde kullanmalısınız, biraz buna bakalım…

1. Hocalarınızı Tanıyın ve Dersler Hakkında Bilgi Toplayın!

 

 

Yapmanız gereken ilk şeylerden bir tanesi, derslerinize girecek hocalar hakkında bilgi toplamanız. Üst sınıftaki arkadaşlara hocalarınızı sorun, onlar hakkında tüyolar alın. Mesela sınavlarda ne tür sorular soruyor, nerelerden soruyor vs. Çünkü kimi hocalar her hafta size ödev verir ve sınavlarda size vermiş olduğu bu ödevlerden sorar. Kimi hocalar ise her sene yeni soru hazırladığı gibi, kimileri de her sene aşağı yukarı aynı soruları soruyor. Bu yüzden hocalarınızı tanımanız, sınavlarda daha yüksek not almanıza büyük katkı sağlayacaktır. Hatta üst sınıftaki arkadaşlardan ders notlarını alıp siz de kendinize fotokopi çektirin. Bunları yaparsanız çok fayda göreceksiniz.

Bir başka nokta ise, dersler hakkında bilgi edinmeniz. Eğer ki seçmeli ders almanız gerekirse -ki seçmeli ders illa ki alacaksınız- , yine üst sınıflardaki arkadaşlardan hangi seçmeli dersi almanız konusunda yardım isteyin. Seçmeli dersler her ne kadar sizi biraz rahatlatmak adına açılmış olsa da, çoğu seçmeli dersler bölüm dersleri kadar zor olabiliyor. Seçmeli derslerden kalan çok kişi var. Aman dikkat!

2. Öğrenci Kulüplerine Katılın!
 

 

Üniversitenin ilk günlerinde kulüplerin tanıtım stantlarına denk gelebilirsiniz. Her kulübe üye olmaktan ziyade, ilginizi çeken aktif kulüplere üye olun. Hatta ve hatta kulüplerde aktif rol almak istediğinizi söyleyin ve aktif bir görev üstlenin. Kulüplerde aktif rol almak, sizi daha sosyal yapacağı gibi, üzerinizdeki toyluğu da atacaktır. Bununla birlikte insanlarla iletişiminiz daha da güçlenecek, sosyal çevreniz genişleyecektir. Yeni insanlar tanımak, network açısından kaçınılmaz bir fırsattır.

Aynı zamanda kulüplerde aktif rol aldığınızda, takım çalışmasını, bireysel ve topluluk adına sorumluluklarınızı, organize olabilmeyi, olası bir aksilikte nasıl hareket etmeniz gerektiğini, etkinlik sürecini ve bu süreçteki zorluklarla nasıl aşılabileceğini ve daha bir çok şeyi öğreneceksiniz. Özetle üniversitede size bir şeyler katabilecek aktivitelerden birisi de budur; kulüplerde aktif rol almak.

3. Bölümünüzle Alakalı Güncel Şeyler Okuyun!

 


 

Bölümünüze dair kendinizi geliştirebileceğiniz, ufkunuzu açabileceğiniz, bakış açınızı genişletebileceğiniz, farklı düşünebileceğiniz yollardan birisi de, bölümünüze dair güncel haberleri takip etmeniz. Bölümünüzle alakalı güncel olan internet sayfalarını araştırın ve bu sayfaları düzenli olarak takip edin. Bu internet sayfaları; forum olabilir, bloglar olabilir, kişisel bloglar olabilir. Önemli olan bölümünüze dair sizi besliyor olması.

Bir diğer nokta ise, bölümünüzle alakalı dergileri takip edin ve yine bölümünüzle alakalı kitaplar okuyun. Unutmayın, hızla gelişen ve ilerleyen bu çağda, bugünün bilgisi yarın çok eskimiş bir bilgi olabilir. Kendinizi güncel tutun!

4. Konferansları Kaçırmayın!

 

 

Üniversitenizde, her alandan her konuda farklı farklı konferanslar olacaktır. İster bölümünüzle ilgili olsun, ister başka bölümlerle alakalı olsun, ilginizi çeken tüm konferanslara katılmaya çalışın. Genelde bu konferanslara gelen konuklar, ilgili sektörden gelen ve kendi alanlarında tecrübeli ve uzman kişilerdir. Bu konferanslar da size çok şey katacaktır. Belki de o kenferansta duyacağınız bir kelime, bir cümle, bir olay, bir bilgi; yine bakış açınızı değiştirecek ve ufkunuzu genişletecektir. Bir dönemde derslerde alamadığınızı, bir konferansta fazlasıyla alabilirsiniz.

Ayrıca, konferans sonunda konferansa katılan kişi ya da kişilerin yanına giderek onlarla tanışın ve iletişim bilgilerini alın. Yarın bir gün herhangi bir konuda yardım ve fikir almak istediğinizde alanında uzman isimlerden yardım alabilmek sizin için güzel bir fırsat olacaktır. Belki de mezun olduktan sonra iş anlamında da size yardımcı ve referans olabilirler. Unutmayın; network de önemli!

5. Projeler Üretin!

 

 

Kendinize ait bir projeniz olsun ve bu projenizi hayata geçirmek için uğraşın. Bir projeye sahip olmanız, sizi sorumluluk sahibi yapacağı gibi, kendinizi de geliştirmenizi sağlayacaktır. Gerekiyorsa projeniz için bir takım kurun. Takımınızdaki her bir bireyin, projenizin güçlü birer ayağı olduğunu unutmayın. Ayaklarınız ne kadar güçlü olursa, projeniz de yere o kadar sağlam basar. Zaten çoğu üniversitede Kuluçka Merkezi vardır. Bu Kuluçka Merkezleri, projenizin en başından sonuna kadar nasıl bir yol izlemeniz gerektiği konusunda size yardımcı olur ve destek sağlar. Bu fırsatları iyi değerlendirin.

Diğer yandan, projeniz size ciddi anlamda maddi kazanç da sağlayabilir. Her sene bir sürü yarışma düzenleniyor. Bu yarışmalara projeniz ile katılabilir ve dereceye girerseniz ciddi anlamda para ödülü kazanabilirsiniz. Projeniz sizi hayata bağlar!

6. Coffee Talks Etkinlikleri Düzenleyin!
 

 

Belli periyotlarda, mesela haftada bir veya iki haftada bir arkadaşlarınızla toplanıp, coffee talks etkinlikleri düzenleyin. Yani gerek kendi alanınızla gerekse ilgi duyduğunuz ve size bir şeyler katacak konularda çay/kahve içerek sohbet muhabbet edin, tartışın, fikir alışverişinde bulunun. Fikir, fikiri doğurur unutmayın.

Coffee talks etkinlikleri sizi sosyal kılacağı gibi, yine insanlarla olan iletişiminizi ve bağınızı güçlendirir. Aynı zamanda da yeni insanlarla tanışabilir ve networkünüzü güçlendirebilirsiniz.

Mümkünse, ara sıra Coffee Talks etkinliklerine sektörden, alanında uzman isimleri de davet edin. Çoğu seve seve katılacaktır. Böyle insanlarla alanınıza yönelik sohbetlerin tadına doyum olmaz.

7. Kitap Okumayı İhmal Etmeyin!
 

 

Daha önce de söylediğim gibi kitap okumayı ihmal etmeyin. Devamlı yanınızda bir kitap bulundurun ve boş vakitlerinizde bir sayfa da olsa muhakkak okuyun. İster kendi alanınızla ilgili kitaplar, isterseniz de farklı türlerde roman, deneme türü kitaplar okuyabilirsiniz.

Kitap okumanın faydalarını şimdi burada uzun uzun yazmaya gerek yok. Ama kitap okumak, hayal gücünüzü güçlendireceği gibi, daha düzgün cümle kurmanızı, daha güzel konuşmanızı, daha güzel bir diksiyona sahip olmanızı sağlar, hitabet sanatınızı güçlendirir. Bu sayede kendinizi çok daha iyi ifade edebilir ve karşınızdaki insanlarla daha düzgün iletişim kurabilirsiniz. Hatta karşınızdaki kişileri ikna etme konusunda da size ayrı bir artı sağlar. Yarın birgün iş görüşmesine gittiğinizde, kendinizi ifade edebilmek önemli, unutmayın!

8. Film İzleyin!

 


Zaman zaman yorulabilir, bıkabilir, pes edebilir, enerjinizi sıfırlayabilir, motivenizi kaybedebilir, inancınızı yitirebilirsiniz. Böyle zamanlarda sizi motive edecek filmler izleyin. Basit bir Google aratmasıyla motive eden filmler listesi bulabilirsiniz. Mesela; Forrest Gump. Siz de bunun gibi bir sürü motive eden film bulabilirsiniz. 

Dilerseniz, yine Coffe Talks etkinliği gibi belli periyotlarda Sinema günleri düzenleyebilir, arkadaşlarınızla birlikte güzel bir film keyfi yapabilirsiniz. Cipsler, içecekler, çerezler vs.

9. Blog Yazın!

 

 
İlk fırsatta kendinize bir blog sayfası açın. Ücretsiz blog açabileceğiniz bir sürü hizmet var. Düzenli olarak blog yazın ve güncel tutmaya özen gösterin. Alanınızla ilgili veya kendi deneyimlerinizi blogunuzda yazarak başka insanlarla paylaşın. Yarın birgün iş başvurusunda bulunduğunuzda, sizinle ilgili Google sonuçlarına ve sosyal medya hesaplarınız varsa, sosyal medyada paylaştıklarınıza göz atıp inceliyorlar. İşte tam bu noktada eğer bir blog sayfanız varsa, diğer rakiplerinizden 1-0 önde olursunuz. Çünkü insan kaynakları blog sayfası olanları daha çok seviyor ve onları tercih ediyor. Bunun sebebi ise, blog yazan kişilerin bir şeylerin zaten farkında olduğu, araştırdığı ve bilgilerini de başka insanlarla paylaşıyor olması, blog yazan kişiyi tercih edilebilir kılıyor.

Blog yazıyor olmanızın bir başka getirisi daha olabilir sizin için; belki yazmış olduğunuz bir yazıya sektörünüzden birisi denk gelip beğenebilir ve işin rengi bir anda değişebilir. Blog deyip geçmeyin ve ilk fırsatta kendinize blog açıp yazmaya başlayın!

10. Linkedin Hesabınız Olsun!

 


Kendinize hemen bir Linkedin hesabı açın ve doldurmaya başlayın. Üniversite’de yapmış olduğunuz her şeyi, tek tek Linkedin hesabınıza ekleyerek güncelleyin. Projeleriniz, katılmış olduğunuz konferanslar, kulüplerde aktif rol aldığınız görevler, sertifikalarınız, çalışmalarınız vs. Hepsini tek tek Linkedin hesabınıza yazın. Mezun olduğunuzda çok dolu bir Linkedin hesabına sahip olmuş olursunuz.

Neden Linkedin diyorum biliyor musunuz? Çünkü, eğer Linkedin hesabınız yoksa, iş dünyasında da yok sayılıyorsunuz. Çoğu şirket, Linkedin hesabı olmayanları dikkate bile almıyor. Bakın bu önemli; iş dünyasının sosyal medyada ilk baktığı yer, sizin Linkedin hesabınızdır. Blog yazılarınızı da Linkedin hesabınızda paylaşmayı unutmayın!

Son olarak;
Okumayı, yazmayı, düşünmeyi, üretmeyi ihmal etmeyin !

 

Kaynak


  • 0


  • 0


  • 0


  • 0


  • 0


  • 1


  • 0